7.05.2010
6.05.2010
4.05.2010
28.04.2010
İnsan Ne ki Temiz Olsun!?
Kosmos
Orhan Pamuk'un Kar romanı Kars'ta geçer, Sadık Yalsızuçanlar'ın Gezgin'i gibi. Reha Erdem de Kosmos'u Kars'ta çekmiş. Filmde Kars bir dekordan öte yan karakter işlevinde. Zaten Kars'ta herhangi bi' Anadolu şehri değil. Bi' sınır kenti, şehrin belkemiği Rus mimarisi etkisinde, geniş sokaklar, taştan yapılmış Rus evleri...Herhangi bir doğu kentine benzemiyor.
Truman Capote, Soğukkanlılıkla* isimli romanında, 1959 yılında 2 gencin Kansas'ta bi' çiftlik evinde Clutter ailesinin 4 mensubunu 'nedensiz' yere öldürmesini ele alıyor. Neden sorusunun üzerinden gidip, katillerle, kasaba sakinleriyle, müfettişlerle uzun görüşmeler yapıyor, nedensiz görünen cinayeti bi' nedene bağlama gayretiyle.
Siirt'ten seri tecavüz haberleri var. Olayını vehameti, şehircilik aidiyetinin sikindirik korumacılığı falan hepsi bi' kenara, kaç gündür beynimi kemiren düşünce; 14 yaşından 70 yaşına kadar yaş skalasında ki bi' insan grubu tüm bunları neden yapıyor? Kötülük nereden doğuyor? En insanlıktan çıkmış halimi düşünüyorum, o anki halimi irdeliyorum, 2 yaşındaki bi' çocuğa tecavüz edip öldürmek yok hissettiklerim yada hissedebileceklerim arasında. Bende olmayıp 14 yaşındaki Siirtli çocukta olan ne? 70 yaşında birini mütecaviz olmaya dürtüleyen ne? Benim kötülüklerimi yapmayan biriyle aramdaki iyinin kötünün zıtlığı ne?
Kosmos bu soruların üzerine giden bi' film. Filmin 'meczup', 'ermiş' karakteri Kosmos: "Allah insanı doğru yarattı" diyor. İnanç pratiğim zayıf ama inanca sığınabilene, sevmeye sığınabilene çok imreniyorum. İnsan pür halde doğuyor, kötülük sonradan yapışıyor üzerine. Kosmos devam ediyor: "Yüzünü Allah'a çevirme". Biz yüzümüzü sevgisizliğe ve inançsızlığa çevirdik. O yüzden Kosmos köy kahvesinde: "Aşk istiyorum." diyor. Belki de14 yaşındaki çocuğun 2 yaşındaki kıza tecavüz edip öldürmesi insanlığın özününün meselesi. İnsan ne ki temiz kalsın!?
Kosmos'u bugün Moda'da bi' sinemada izledim. İstanbul Anadolu yakasında çok az salonda gösterimi var filmin. Şu ana dek 6000 civarı da kişi izlemiş. Yönetmen Reha Erdem'de çok fazla bi' rakam beklemiyordu zaten. Kosmos'a gitmek yerine popcorn filme gitmeyi tercih edeni anlayabiliyorum. Avamlığın kutsanması değil. Kosmos hazmı zor film, sonuna kadar tat veren değil acı çektiren, izleyicisiyle mücadele eden bi' film; ancak film bitip koltuğa yapılık kaldığından tadını alabiliyorsun. Aynı hazzı yaşayamayacakları ayıplamak bi' halta yaramaz, kaldı ki yönetmenin bile aştığı bi' durum bu. Gönül 6000 yerine 60.000 rakamını isterdi. Ama illa teselli mahiyetinde bi'şeyler aranacaksa sevinin. Reha Erdem sineması diye bi'şey var artık, bu topraklarda nüvelenen.
19.04.2010
25.03.2010
24.03.2010
22.03.2010
Orijinali
Cengiz Aytmatov / Gün Gelir Asra Bedel
"Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi... Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar giderdi. Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı. Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi.."
20.03.2010
O Yoldan Geçiyorsun
Sevgilim dargın mısın?
Yoksa gidiyor musun?
Demek terkediyorsun
O yoldan geçiyorsun
O yol bayır bayır aşağı
Girsin götüne dinazor taşşağı
O yol bayır aşağı
Girsin götüne dinazor taşşağı
19.03.2010
15.03.2010
Son 10 Yılın En İyi Şarkısı
http://www.youtube.com/watch?v=ZtLuDz3qCTc
Arctic Monkeys / Dance Little Liar
31.01.2010
Televizyon Tarihinin En Büyük Orospu Çocukluğu
Hep okur duyardım ama izlememiştim. 2009 MTV müzik ödüllerinde, en iyi kadın video sanatçısı ödülünü Taylor Swift aldığında sahneye çıkan Kanye West lavuğunun "Bu ödül Beyoncé'nin hakkı, bu ödül aslında O'nundu." demesinden bahsediyorum. Hangi şerefsiz evladı böyle birşey yapabilir ki diyordum hep, yapmış dallama. Swiftse bu olaydan sonra haliyle şoke olmuş, ağlamıştı.
Dün geceki Grammy ödüllerinde en iyi albüm ödülünü country şarkıcısı Swift'e gitmiş. Ucube Gaga ve koca götlü Beyonce babayı almışlar. Swift'in tek şarkısını dinlemişliğim yoktur. Country müzik deyince de aklıma Johhny Cash'ten ötesi gelmez. Ama o olaydan sonra bacımdır Swift.
Dün geceki Grammy ödüllerinde en iyi albüm ödülünü country şarkıcısı Swift'e gitmiş. Ucube Gaga ve koca götlü Beyonce babayı almışlar. Swift'in tek şarkısını dinlemişliğim yoktur. Country müzik deyince de aklıma Johhny Cash'ten ötesi gelmez. Ama o olaydan sonra bacımdır Swift.
26.01.2010
18.01.2010
Easy Rider*
Dennis Hopper 73 yaşında, pankreas kanseriyle savaşıyor. Muhtemelen yakında ölecek. Ben ölmeden yazayım 'kör ölür badem gözlü olur' olmasın.
Hopper'la ilgili bu aralar çıkan tüm haberler ölüm döşeğinde 6. karısıyla boşanacağıyla ilgili... Mesele miras meselesi. Hopper geriye kalan mirasını 14 yıllık karısına koklatmak istemiyor. Öbür tarafta ne olur endişesinin yerini geride bıraktıklarım ne olur endişesi almış.
Easy Rider Hopper'a saygı duymak için yeterli bir film. Amerika'yı bi' uçtan bi' uca gezen motorsikletli iki uyumsuzun hikayesi Easy Rider...
Hopper Peter Fondayla tanışıp 300.000 dolar maliyetle çekmişler filmi. Filmin sonun umut vadetmediğini söyleyen Bob Dylan final sahnesi için şarkı vermek istememiş. Filmin asit tribi sahneleri gerçek, Hopperla Fonda otlanıp çekmişler. İki uyumsuzun hikayesi dedik ailenizin şeker çocuğu Keremcem'in değil. Easy Rider özgürlük filmi değil, özgürlüğün olmayışının filmi.
Hopper:
"Özgürlük yürüyüşüne katılmıştım(1969), orada yolun kenarında durmuş, biz yürürken üzerimize işeyen ve 'beyaz pislik' diye bağıran bir adam vardı. Vay be! diye düşündüm, göremiyor mu, anlayamıyor mu? 'Biz sadece farklı görünüyoruz aslında aynı sürünün parçasıyız'. Bana bağırmaya devam etti: 'Hippi bozuntusu, komünist, uzun saçlı!' Vay be! Demek istediğim onun saçının kısa olması benim umrumda değilki!'
*"Easy Rider yaşlı orospuların kocası için kullanılan bir deyimdir. Pezevenk değil ama şık gezen züppe anlamında. Çünkü rahat yolu seçmiştir. İşte Amerika'nın başına gelen de budur. Özgürlük bir orospu oldu, hepimiz de rahat yolu seçtik."(Peter Fonda Rolling Stone, 1969)
Hopper'la ilgili bu aralar çıkan tüm haberler ölüm döşeğinde 6. karısıyla boşanacağıyla ilgili... Mesele miras meselesi. Hopper geriye kalan mirasını 14 yıllık karısına koklatmak istemiyor. Öbür tarafta ne olur endişesinin yerini geride bıraktıklarım ne olur endişesi almış.
Easy Rider Hopper'a saygı duymak için yeterli bir film. Amerika'yı bi' uçtan bi' uca gezen motorsikletli iki uyumsuzun hikayesi Easy Rider...
Hopper Peter Fondayla tanışıp 300.000 dolar maliyetle çekmişler filmi. Filmin sonun umut vadetmediğini söyleyen Bob Dylan final sahnesi için şarkı vermek istememiş. Filmin asit tribi sahneleri gerçek, Hopperla Fonda otlanıp çekmişler. İki uyumsuzun hikayesi dedik ailenizin şeker çocuğu Keremcem'in değil. Easy Rider özgürlük filmi değil, özgürlüğün olmayışının filmi.
Hopper:
"Özgürlük yürüyüşüne katılmıştım(1969), orada yolun kenarında durmuş, biz yürürken üzerimize işeyen ve 'beyaz pislik' diye bağıran bir adam vardı. Vay be! diye düşündüm, göremiyor mu, anlayamıyor mu? 'Biz sadece farklı görünüyoruz aslında aynı sürünün parçasıyız'. Bana bağırmaya devam etti: 'Hippi bozuntusu, komünist, uzun saçlı!' Vay be! Demek istediğim onun saçının kısa olması benim umrumda değilki!'
*"Easy Rider yaşlı orospuların kocası için kullanılan bir deyimdir. Pezevenk değil ama şık gezen züppe anlamında. Çünkü rahat yolu seçmiştir. İşte Amerika'nın başına gelen de budur. Özgürlük bir orospu oldu, hepimiz de rahat yolu seçtik."(Peter Fonda Rolling Stone, 1969)
4.01.2010
Axelgiller'in Mübadele Hikayesi: Kartal Pendik Gitik Geldik
Büyük büyük dedemlerin yani Axel klanının Türkiye'ye mübadelesine devam....
Bizim klan Türkiye'ye gelince adaptasyon sorunu yaşamış önceleri. Ne anglosakson(kelimenin çağrışımı kötü, kabul) kalabilmişler ne de Türk olabilmişler, Anglo-Türk kırması bi'şey olmuşlar, bizim Euro-Türkler hesabı. Bu uyumsuzluğu örneklendirmek icap ederse, İskoçaya'dan gelen büyük büyük halamın oğlu Esenler'de ekose etekle gezince büyük sorunlar çıkmış mesela. Teddy Boy takılan büyük büyük kuzense Güngören'in bıçkın delikanlıları tarafından "hayırdır birader kırık mısın kamil misin" türü sataşmalara maruz kalıyormuş. Klanının genç kızlarından bahsetmeme gerek yok sanırım.
"Bu nasıl klan lan hayırlı bir tek evlat bile mi çıkmaz" dediğinizi duyabiliyorum..
Bizim klan kevaşe Margaret'in zulmünden kaçarken burada Milli Şef dönemine yakalanmış.Yağmurdan kaçıp doluya tutulduğunuzu varsayın..Ama onun öncesine İstiklal mahkemeleri var. Şapka giymeyenlerin şehrin muhtelif ağaçlarında sallandırıldığı günler. İstiklal mahkemesinin 3 Ali'sinden Kel Ali ile büyük büyük dedem takışıyor. Mesele alacak verecek meselesi. Kel Ali bi' maç esnasında büyük büyük dedemin Beyaz Nike Celtic şapkasını hacılıyor. Doğal olarak aralarında mevzu çıkıyor. Kel Ali dedeme: "Seni Fizan'a sürerim" diyor. Büyük büyük dedem de gariban napsın Fizan'ı metafor zannediyor. Nerden bilsin Fizan diye bi' yer var. Cahil cesur olurmuş: "Sürmeyen toptur" diye çıkışınca olan oluyor.
Geçen bölümün esas oğlanı, klanın tescilli hayırsız evladı büyük büyük amcam Türkiye'de tribün olayına giriyor. Ama dikiş tutturamıyor. Bari askere gideyim diyor. Askerliği gazinoda yapmış rahatmış yani. İşte bu bizim klanın hikayesi.
Bizim klan Türkiye'ye gelince adaptasyon sorunu yaşamış önceleri. Ne anglosakson(kelimenin çağrışımı kötü, kabul) kalabilmişler ne de Türk olabilmişler, Anglo-Türk kırması bi'şey olmuşlar, bizim Euro-Türkler hesabı. Bu uyumsuzluğu örneklendirmek icap ederse, İskoçaya'dan gelen büyük büyük halamın oğlu Esenler'de ekose etekle gezince büyük sorunlar çıkmış mesela. Teddy Boy takılan büyük büyük kuzense Güngören'in bıçkın delikanlıları tarafından "hayırdır birader kırık mısın kamil misin" türü sataşmalara maruz kalıyormuş. Klanının genç kızlarından bahsetmeme gerek yok sanırım.
"Bu nasıl klan lan hayırlı bir tek evlat bile mi çıkmaz" dediğinizi duyabiliyorum..
Bizim klan kevaşe Margaret'in zulmünden kaçarken burada Milli Şef dönemine yakalanmış.Yağmurdan kaçıp doluya tutulduğunuzu varsayın..Ama onun öncesine İstiklal mahkemeleri var. Şapka giymeyenlerin şehrin muhtelif ağaçlarında sallandırıldığı günler. İstiklal mahkemesinin 3 Ali'sinden Kel Ali ile büyük büyük dedem takışıyor. Mesele alacak verecek meselesi. Kel Ali bi' maç esnasında büyük büyük dedemin Beyaz Nike Celtic şapkasını hacılıyor. Doğal olarak aralarında mevzu çıkıyor. Kel Ali dedeme: "Seni Fizan'a sürerim" diyor. Büyük büyük dedem de gariban napsın Fizan'ı metafor zannediyor. Nerden bilsin Fizan diye bi' yer var. Cahil cesur olurmuş: "Sürmeyen toptur" diye çıkışınca olan oluyor.
Geçen bölümün esas oğlanı, klanın tescilli hayırsız evladı büyük büyük amcam Türkiye'de tribün olayına giriyor. Ama dikiş tutturamıyor. Bari askere gideyim diyor. Askerliği gazinoda yapmış rahatmış yani. İşte bu bizim klanın hikayesi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







