25.03.2010
24.03.2010
22.03.2010
Orijinali
Cengiz Aytmatov / Gün Gelir Asra Bedel
"Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi... Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar giderdi. Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı. Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi.."
20.03.2010
O Yoldan Geçiyorsun
Sevgilim dargın mısın?
Yoksa gidiyor musun?
Demek terkediyorsun
O yoldan geçiyorsun
O yol bayır bayır aşağı
Girsin götüne dinazor taşşağı
O yol bayır aşağı
Girsin götüne dinazor taşşağı
19.03.2010
15.03.2010
Son 10 Yılın En İyi Şarkısı
http://www.youtube.com/watch?v=ZtLuDz3qCTc
Arctic Monkeys / Dance Little Liar
31.01.2010
Televizyon Tarihinin En Büyük Orospu Çocukluğu
Hep okur duyardım ama izlememiştim. 2009 MTV müzik ödüllerinde, en iyi kadın video sanatçısı ödülünü Taylor Swift aldığında sahneye çıkan Kanye West lavuğunun "Bu ödül Beyoncé'nin hakkı, bu ödül aslında O'nundu." demesinden bahsediyorum. Hangi şerefsiz evladı böyle birşey yapabilir ki diyordum hep, yapmış dallama. Swiftse bu olaydan sonra haliyle şoke olmuş, ağlamıştı.
Dün geceki Grammy ödüllerinde en iyi albüm ödülünü country şarkıcısı Swift'e gitmiş. Ucube Gaga ve koca götlü Beyonce babayı almışlar. Swift'in tek şarkısını dinlemişliğim yoktur. Country müzik deyince de aklıma Johhny Cash'ten ötesi gelmez. Ama o olaydan sonra bacımdır Swift.
Dün geceki Grammy ödüllerinde en iyi albüm ödülünü country şarkıcısı Swift'e gitmiş. Ucube Gaga ve koca götlü Beyonce babayı almışlar. Swift'in tek şarkısını dinlemişliğim yoktur. Country müzik deyince de aklıma Johhny Cash'ten ötesi gelmez. Ama o olaydan sonra bacımdır Swift.
26.01.2010
18.01.2010
Easy Rider*
Dennis Hopper 73 yaşında, pankreas kanseriyle savaşıyor. Muhtemelen yakında ölecek. Ben ölmeden yazayım 'kör ölür badem gözlü olur' olmasın.
Hopper'la ilgili bu aralar çıkan tüm haberler ölüm döşeğinde 6. karısıyla boşanacağıyla ilgili... Mesele miras meselesi. Hopper geriye kalan mirasını 14 yıllık karısına koklatmak istemiyor. Öbür tarafta ne olur endişesinin yerini geride bıraktıklarım ne olur endişesi almış.
Easy Rider Hopper'a saygı duymak için yeterli bir film. Amerika'yı bi' uçtan bi' uca gezen motorsikletli iki uyumsuzun hikayesi Easy Rider...
Hopper Peter Fondayla tanışıp 300.000 dolar maliyetle çekmişler filmi. Filmin sonun umut vadetmediğini söyleyen Bob Dylan final sahnesi için şarkı vermek istememiş. Filmin asit tribi sahneleri gerçek, Hopperla Fonda otlanıp çekmişler. İki uyumsuzun hikayesi dedik ailenizin şeker çocuğu Keremcem'in değil. Easy Rider özgürlük filmi değil, özgürlüğün olmayışının filmi.
Hopper:
"Özgürlük yürüyüşüne katılmıştım(1969), orada yolun kenarında durmuş, biz yürürken üzerimize işeyen ve 'beyaz pislik' diye bağıran bir adam vardı. Vay be! diye düşündüm, göremiyor mu, anlayamıyor mu? 'Biz sadece farklı görünüyoruz aslında aynı sürünün parçasıyız'. Bana bağırmaya devam etti: 'Hippi bozuntusu, komünist, uzun saçlı!' Vay be! Demek istediğim onun saçının kısa olması benim umrumda değilki!'
*"Easy Rider yaşlı orospuların kocası için kullanılan bir deyimdir. Pezevenk değil ama şık gezen züppe anlamında. Çünkü rahat yolu seçmiştir. İşte Amerika'nın başına gelen de budur. Özgürlük bir orospu oldu, hepimiz de rahat yolu seçtik."(Peter Fonda Rolling Stone, 1969)
Hopper'la ilgili bu aralar çıkan tüm haberler ölüm döşeğinde 6. karısıyla boşanacağıyla ilgili... Mesele miras meselesi. Hopper geriye kalan mirasını 14 yıllık karısına koklatmak istemiyor. Öbür tarafta ne olur endişesinin yerini geride bıraktıklarım ne olur endişesi almış.
Easy Rider Hopper'a saygı duymak için yeterli bir film. Amerika'yı bi' uçtan bi' uca gezen motorsikletli iki uyumsuzun hikayesi Easy Rider...
Hopper Peter Fondayla tanışıp 300.000 dolar maliyetle çekmişler filmi. Filmin sonun umut vadetmediğini söyleyen Bob Dylan final sahnesi için şarkı vermek istememiş. Filmin asit tribi sahneleri gerçek, Hopperla Fonda otlanıp çekmişler. İki uyumsuzun hikayesi dedik ailenizin şeker çocuğu Keremcem'in değil. Easy Rider özgürlük filmi değil, özgürlüğün olmayışının filmi.
Hopper:
"Özgürlük yürüyüşüne katılmıştım(1969), orada yolun kenarında durmuş, biz yürürken üzerimize işeyen ve 'beyaz pislik' diye bağıran bir adam vardı. Vay be! diye düşündüm, göremiyor mu, anlayamıyor mu? 'Biz sadece farklı görünüyoruz aslında aynı sürünün parçasıyız'. Bana bağırmaya devam etti: 'Hippi bozuntusu, komünist, uzun saçlı!' Vay be! Demek istediğim onun saçının kısa olması benim umrumda değilki!'
*"Easy Rider yaşlı orospuların kocası için kullanılan bir deyimdir. Pezevenk değil ama şık gezen züppe anlamında. Çünkü rahat yolu seçmiştir. İşte Amerika'nın başına gelen de budur. Özgürlük bir orospu oldu, hepimiz de rahat yolu seçtik."(Peter Fonda Rolling Stone, 1969)
4.01.2010
Axelgiller'in Mübadele Hikayesi: Kartal Pendik Gitik Geldik
Büyük büyük dedemlerin yani Axel klanının Türkiye'ye mübadelesine devam....
Bizim klan Türkiye'ye gelince adaptasyon sorunu yaşamış önceleri. Ne anglosakson(kelimenin çağrışımı kötü, kabul) kalabilmişler ne de Türk olabilmişler, Anglo-Türk kırması bi'şey olmuşlar, bizim Euro-Türkler hesabı. Bu uyumsuzluğu örneklendirmek icap ederse, İskoçaya'dan gelen büyük büyük halamın oğlu Esenler'de ekose etekle gezince büyük sorunlar çıkmış mesela. Teddy Boy takılan büyük büyük kuzense Güngören'in bıçkın delikanlıları tarafından "hayırdır birader kırık mısın kamil misin" türü sataşmalara maruz kalıyormuş. Klanının genç kızlarından bahsetmeme gerek yok sanırım.
"Bu nasıl klan lan hayırlı bir tek evlat bile mi çıkmaz" dediğinizi duyabiliyorum..
Bizim klan kevaşe Margaret'in zulmünden kaçarken burada Milli Şef dönemine yakalanmış.Yağmurdan kaçıp doluya tutulduğunuzu varsayın..Ama onun öncesine İstiklal mahkemeleri var. Şapka giymeyenlerin şehrin muhtelif ağaçlarında sallandırıldığı günler. İstiklal mahkemesinin 3 Ali'sinden Kel Ali ile büyük büyük dedem takışıyor. Mesele alacak verecek meselesi. Kel Ali bi' maç esnasında büyük büyük dedemin Beyaz Nike Celtic şapkasını hacılıyor. Doğal olarak aralarında mevzu çıkıyor. Kel Ali dedeme: "Seni Fizan'a sürerim" diyor. Büyük büyük dedem de gariban napsın Fizan'ı metafor zannediyor. Nerden bilsin Fizan diye bi' yer var. Cahil cesur olurmuş: "Sürmeyen toptur" diye çıkışınca olan oluyor.
Geçen bölümün esas oğlanı, klanın tescilli hayırsız evladı büyük büyük amcam Türkiye'de tribün olayına giriyor. Ama dikiş tutturamıyor. Bari askere gideyim diyor. Askerliği gazinoda yapmış rahatmış yani. İşte bu bizim klanın hikayesi.
Bizim klan Türkiye'ye gelince adaptasyon sorunu yaşamış önceleri. Ne anglosakson(kelimenin çağrışımı kötü, kabul) kalabilmişler ne de Türk olabilmişler, Anglo-Türk kırması bi'şey olmuşlar, bizim Euro-Türkler hesabı. Bu uyumsuzluğu örneklendirmek icap ederse, İskoçaya'dan gelen büyük büyük halamın oğlu Esenler'de ekose etekle gezince büyük sorunlar çıkmış mesela. Teddy Boy takılan büyük büyük kuzense Güngören'in bıçkın delikanlıları tarafından "hayırdır birader kırık mısın kamil misin" türü sataşmalara maruz kalıyormuş. Klanının genç kızlarından bahsetmeme gerek yok sanırım.
"Bu nasıl klan lan hayırlı bir tek evlat bile mi çıkmaz" dediğinizi duyabiliyorum..
Bizim klan kevaşe Margaret'in zulmünden kaçarken burada Milli Şef dönemine yakalanmış.Yağmurdan kaçıp doluya tutulduğunuzu varsayın..Ama onun öncesine İstiklal mahkemeleri var. Şapka giymeyenlerin şehrin muhtelif ağaçlarında sallandırıldığı günler. İstiklal mahkemesinin 3 Ali'sinden Kel Ali ile büyük büyük dedem takışıyor. Mesele alacak verecek meselesi. Kel Ali bi' maç esnasında büyük büyük dedemin Beyaz Nike Celtic şapkasını hacılıyor. Doğal olarak aralarında mevzu çıkıyor. Kel Ali dedeme: "Seni Fizan'a sürerim" diyor. Büyük büyük dedem de gariban napsın Fizan'ı metafor zannediyor. Nerden bilsin Fizan diye bi' yer var. Cahil cesur olurmuş: "Sürmeyen toptur" diye çıkışınca olan oluyor.
Geçen bölümün esas oğlanı, klanın tescilli hayırsız evladı büyük büyük amcam Türkiye'de tribün olayına giriyor. Ama dikiş tutturamıyor. Bari askere gideyim diyor. Askerliği gazinoda yapmış rahatmış yani. İşte bu bizim klanın hikayesi.
24.12.2009
Yerel Takımınızı Destekleyin
Bu özünde bir mübadele hikayesdir. Tarkovski alınmasın ama bu seferki göndermem Theo Angelopoulos'un Ağlayan Çayırı'na.
Dönem 70'ler, herşey uçuk kaçık... Büyük büyük dedemler, amcamlar anglosakson kökenlidir. Büyük büyük amcamın bi' tanesi Sunderland tribününü kovalıyor o zamanlar. Hafiften FIRM olaylarına girmiş . Beni o amcama benzetirler. Amcamın o dönemden pub arkadaşları anlatırlar, amcam tribünde çok güzel ' Who is manchester? manchester i fuck your sister' çektirirmiş.
Bu esnada diğer amcam Galler'de kıraathane işletiyor. Dedemler de oturup hergün hükümet kurup kral deviriyorlarmış. Türk işte.
70'ler dedik ama dönemin atmosferini anlatmamak olmaz. İngilitere 'demir leydi' Margaret Thatcher'in ellerinde. Margaret holiganların, punkların, skinheadlerin, pakilerin afedersiniz bi tarafından şırıngayla kan alıyor resmen. Yine afedersiniz alt kültür falan ne varsa anasını ağlatıyor. Devir, Tathacher'ın ellerinde İngiliz lümpenlerinin devri. Amcam sonra bakıyor holigan dalgasından artık çorba parası çıkmayacak, Türkiye'ye kapağı atmak gerek diyor. Dedemlerde kabul ediyorlar. Hem dönünce torunları İmam Hatip'e falan yazdırırız diyorlar.
O günlerde Didim'i, kızıl suratlı veteran emekli İngiliz morukları ve onların; memişleri sarkmış, selülitleri artık balina gibi olmuş kokoş karıları istila etmiş. O zamanın belediye başkanı da ulusalcı bi' tip. 'Vay efendim Türk beldesinde İngilizce fatura olmaz' diyor. Hani, 'abi Didim'de İngilizlere ingilizce fatura gidiyormuş' muhabbeti var ya, o işte..Neyse İngilizler de buna bozuk atıyorlar.
İşte dedemlerin mübadele olayının temelleri böyle atılıyor. Yunanistan, Bulgaristan mübadelelerini biliyorsunuz ama bu İngiliz mübadelesinden haberiniz yoktur muhtemelen...
Dönem 70'ler, herşey uçuk kaçık... Büyük büyük dedemler, amcamlar anglosakson kökenlidir. Büyük büyük amcamın bi' tanesi Sunderland tribününü kovalıyor o zamanlar. Hafiften FIRM olaylarına girmiş . Beni o amcama benzetirler. Amcamın o dönemden pub arkadaşları anlatırlar, amcam tribünde çok güzel ' Who is manchester? manchester i fuck your sister' çektirirmiş.
Bu esnada diğer amcam Galler'de kıraathane işletiyor. Dedemler de oturup hergün hükümet kurup kral deviriyorlarmış. Türk işte.
70'ler dedik ama dönemin atmosferini anlatmamak olmaz. İngilitere 'demir leydi' Margaret Thatcher'in ellerinde. Margaret holiganların, punkların, skinheadlerin, pakilerin afedersiniz bi tarafından şırıngayla kan alıyor resmen. Yine afedersiniz alt kültür falan ne varsa anasını ağlatıyor. Devir, Tathacher'ın ellerinde İngiliz lümpenlerinin devri. Amcam sonra bakıyor holigan dalgasından artık çorba parası çıkmayacak, Türkiye'ye kapağı atmak gerek diyor. Dedemlerde kabul ediyorlar. Hem dönünce torunları İmam Hatip'e falan yazdırırız diyorlar.
O günlerde Didim'i, kızıl suratlı veteran emekli İngiliz morukları ve onların; memişleri sarkmış, selülitleri artık balina gibi olmuş kokoş karıları istila etmiş. O zamanın belediye başkanı da ulusalcı bi' tip. 'Vay efendim Türk beldesinde İngilizce fatura olmaz' diyor. Hani, 'abi Didim'de İngilizlere ingilizce fatura gidiyormuş' muhabbeti var ya, o işte..Neyse İngilizler de buna bozuk atıyorlar.
İşte dedemlerin mübadele olayının temelleri böyle atılıyor. Yunanistan, Bulgaristan mübadelelerini biliyorsunuz ama bu İngiliz mübadelesinden haberiniz yoktur muhtemelen...
7 Yılın Hikayesi
The Cranberries üyelerinin 7 yıl sonra bir arada çekilmiş ilk resimleri... Dolores'in oğlunun vaftiz töreninden..
Dolores hala rüküş, toplasan bi 30-35kg çeker, son 7 yılını Somali'de geçirmiş gibi. Yedikleri içtikleri onlara ama 7 yılda müzik adına bişey yok.
Dolores hala rüküş, toplasan bi 30-35kg çeker, son 7 yılını Somali'de geçirmiş gibi. Yedikleri içtikleri onlara ama 7 yılda müzik adına bişey yok.
14.12.2009
8.12.2009
Miguel
12-13'lü yaşlarımın yatılı okul günleri... Her akşam zorulu ders etüdlerinin ardından 45 dakikalık kitap okuma saati olurdu. O yaşlardaki çocuklar için yapılabilecek en güzel ebebeyn uygulamalarından birisidir herlade bu. Çoğu dünya klasiğini kötü tercümelerinden de o kitap okuma saatlerinde okudum. Kafayı yiyecek derecede Jules Verne kitaplarına düşkündüm mesela. Kafayı sıyırtacak kadar renkli dünya sunuyordu çünkü Jules Verne . O yaşların doğası gereği sadece kız kolejindeki kızları hayal etmenin yanında hayal dünyamız için güzel bir çeşitlilikti.
Yıllar geçip gitti, klasikleri sağlam çevirilerinden okumak gerekti.Yapı Kredi Yayınları'nın, Cervantes'in La Manchalı Asilzade Don Quijote'si, yani romanların atasının orjinalinden birebir çevirisi var. Özel basım kitapta Cervantes'in o yıllarda (1605) kitap için yazdığı önsöz, kilisenin tasdiki gibi güzel detaylar var (kilise tasdiki lazım tabi, hala engizisyon var, öperler yoksa adamı). İki cilt , 900 sayfa civarında...Tribünden sahaya atsan garanti 4 maç sahan kapanır ..En son Don Quijote'yi orta 1'deyken Timaş yayınlarından okumuştum. Kitapta Don Quijo'teyle Sancho Panza'nın cemaatle namaz kılmadığı kalmıştı bi..
Bunları niye yazıyorum? Üniversite son sınıfa gelmiş, 'bugüne dek 1 kitap okudum' diye böbürlenenmenin olağan sayıldığı memleket şartlarına tahammül edebilme kapasitem zorlandığı için.
Yıllar geçip gitti, klasikleri sağlam çevirilerinden okumak gerekti.Yapı Kredi Yayınları'nın, Cervantes'in La Manchalı Asilzade Don Quijote'si, yani romanların atasının orjinalinden birebir çevirisi var. Özel basım kitapta Cervantes'in o yıllarda (1605) kitap için yazdığı önsöz, kilisenin tasdiki gibi güzel detaylar var (kilise tasdiki lazım tabi, hala engizisyon var, öperler yoksa adamı). İki cilt , 900 sayfa civarında...Tribünden sahaya atsan garanti 4 maç sahan kapanır ..En son Don Quijote'yi orta 1'deyken Timaş yayınlarından okumuştum. Kitapta Don Quijo'teyle Sancho Panza'nın cemaatle namaz kılmadığı kalmıştı bi..
Bunları niye yazıyorum? Üniversite son sınıfa gelmiş, 'bugüne dek 1 kitap okudum' diye böbürlenenmenin olağan sayıldığı memleket şartlarına tahammül edebilme kapasitem zorlandığı için.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





